Biz mixi bir mühendislik işi olmaktan çıkarıp bir heykeltıraşın dans etmesi gibi işleriz.

Duyduğun sadece bir fx değil.Futuristik,Sinematik ve ister Retro bir evren olsun.Hayal dünyan bizimle aydınlanıyor.

 

Octo Jingle’da FX, bir ses efektinden çok daha fazlasıdır — markanın gizli anlatıcısıdır. Biz efektleri sadece eklemeyiz; onları markanın duygusuna, kimliğine ve ritmine göre yeniden tasarlarız. Her “hışırdama”, her “parlama”, her “patlama” kendi içinde bir hikâye taşır. Kimi zaman geleceğin şehirlerinde dolaşan neon bir ışık izi olur, kimi zaman analog bir radyonun nostaljik çatırdaması… Kimi markalarda duygu tetikleyici bir atmosfer kurarken, kimilerinde sinematik bir ses haritası yaratırız. Bizim için FX, duyduğun an aklında iz bırakan, jingle’ın ruhunu belirleyen gizli katmandır. Octo Jingle, efektleri birer detay olarak değil, markanın akılda kalmasını sağlayan görünmez büyü olarak kullanır.

FX bizim için markaların görünmez logosudur. Bir sesin içine gizlenen o küçük dokunuş, dinleyenin bilinçaltına işleyen sihirli bir imza gibidir. Octo Jingle’da efekt üretirken önce “bu ses ne hissettirmeli?” diye sorarız; çünkü doğru his, doğru frekanstan geçer. Kimi zaman ince bir hava akımıyla markaya hareket katarız, kimi zaman derin bir reverb ile zamansızlık duygusunu yakalarız. Analog dokularla sıcaklık verir, dijital dokunuşlarla geleceği çağırırız. Bizim dünyamızda FX, jingle’ın arka planında kalmaz; tam tersine, jingle’ı jingle yapan atmosferi sessizce örer. Her efekt, markanın kulağa değil, hafızaya kazınması için tasarlanmış küçük bir sanat eseridir.

YARATIM SÜRECİ


Octo Jingle’da yaratım süreci, bir ahtapotun zekâsı ve çok yönlülüğüyle işler. Her bir kolumuz farklı bir duyuyu, farklı bir beceriyi temsil eder: biri ritmi yakalar, biri atmosferi çözer, biri markanın duygusunu sezgisel olarak okur, diğeri teknik detayları mükemmelleştirir. Tıpkı ahtapotun aynı anda hem çevresini algılayıp hem de mükemmel kamuflaj yaratması gibi biz de markanın dünyasını çok boyutlu görür, sesin içinde saklı olan potansiyeli ortaya çıkarırız. Yaratım sürecimiz sezgisel olduğu kadar sistemlidir; hızlı olduğu kadar derindir. Bir yandan dijital okyanusta dolaşırken, diğer yandan analog derinliklere dalar, her kolumuzla projeye yeni bir nefes veririz. Sonunda ortaya çıkan şey ise sadece bir jingle değil, markanın çok yönlü ruhunu taşıyan yaşayan bir ses organizmasıdır.